Одобрено экспертомспрошено 1 раз
Как называется город — Эрбиль или Хевлер?
Название города: Эрбиль
Имеющиеся академические тексты последовательно называют город именем Эрбиль. Различные географы и историки — в том числе Ибн Саид аль-Магриби, аль-Калькашанди, Абу-ль-Фида, Казвини и аль-Химьяри — упоминают Эрбиль в своих трудах (). В то время как некоторые источники описывают Эрбиль как центр Шахризора, Казвини описывает его как город, расположенный между Верхним и Нижним Забом ().
Исторические записи показывают, что Эрбиль был важным городским центром; аль-Багдади обращает внимание на размеры города, его цитадель и окружающий ров (). По сообщению аль-Багдади, Якут аль-Хамави указывает, что большинство населения Эрбиля составляли позднее арабизированные курды (). Эрбиль был также важной остановкой для торговых караванов, ходивших между Эрбилем и Азербайджаном ().
В более позднем административном контексте Эрбиль упоминается как округ (каза) в составе санджака Шахризор, относившегося к вилайету Мосул (). Население центра округа составляло около 6000 человек, преимущественно турки и курды; общее население округа составляло 16 289, в подавляющем большинстве мусульмане и преимущественно курды (). Имя "Хевлер" не встречается ни в одном из имеющихся отрывков.
Источники
— İSLAMÎ DÖNEM COĞRAFYA VE SEYAHAT KİTAPLARI
konumlandığını belirtir.976 “ayın ortası anlamına geldiğini” söyler ancak tercüme için hangi dile dayandı- Kalkaşendî de dağların şehre bir gün mesafede olduğunu söyleyerek için- ğını yazmaz. Büyük İskender’in burada öldüğünü yazan Himyerî şehrin Harun deki su kanallarından söz etmiştir. Yine valisinin, sultanlar nezdinde büyük bir Reşid yönetiminin son yıllarına kadar Musul’a bağlı olduğunu belirtir ayrıca şanı olduğunu ve onların kendisiyle yazıştığını anlatır.977 Kazvinî de, Ebü’l-Fi- şehirden çıkmış birçok meşhur hadis ravisinin isimlerini verir.967 dâ’nın sözünü etiği camiye değinmiştir. Bu camiye El- Kef Mescidi dendiğini belirten Kazvinî, bu ismin camide bulunan ve üzerine bir insan el ayasının res- 3.2.1.13. Erbil medildiği bir taştan geldiğini söylemiştir. Şehrin harikalarından sayılan bu il- İbn Said el-Mağribî ve Kalkaşendî, Erbil’in Şehrezor’un merkezi olduğu- ginç taş için daha çok efsaneyi andıran çok sayıda hikâye anlatılmış, söylentiler nu yazmıştır.968 Erbil şehrini Cibal bölgesine dâhil eden Ebü’l-Fidâ da burayı yayılmıştır. Bu arada şehirde mutasavvıflara ait dini bir merkez de bulunur.978 Şehrezor’un merkezi kabul etmiştir.969 Kazvinî Yukarı Zap ile Aşağı Zap’ı kas- tedederek970 Erbil’i iki Zap arasında bir şehir olarak tanımlar. Buna karşılık 3.2.1.14. Hulvan Himyerî, şehrin Suriye’ye (Şam) bağlı olduğunu öne sürerek yanlış bir tahmin- Coğrafyacılar, Hulvan’ın Cibal bölgesine mi yoksa Irak’a mı bağlı olduğu de bulunmuştur. Bu da bu bölgelerle ilgili coğrafî bilgilerinin zayıf olduğunu noktasında görüş ayrılığına düşmüştür.979 Dımaşkî, başlangıçta buraya Elvan göstermektedir.971 dendiğini, daha sonra Hulvan dendiğini söyler.980 Bağdadî gibi Ebü’l-Fidâ da Bağdadî, Yakut el-Hamevî’nin Erbil konusunda yazmış olduklarını akta- Hulvan’ı Irak bölgesi içinde tasnif etmiştir.981 Ancak Dımaşkî, buranın önce- rır. Hamevî, Erbil ahalisinin çoğunluğunun Kürtlerden oluştuğunu ancak leri Irak bölgesine bağlı olduğunu, daha sonraları Cibal bölgesine bağlanmış Araplaştıklarını yazar ve şehrin etrafındaki mezra ve kalelerin yanı sıra bağlı olduğunu belirtir.982 Ebü’l-Fidâ burayı Cibal bölgesi içerisinde
— İSLAMÎ DÖNEM COĞRAFYA VE SEYAHAT KİTAPLARI
belirtir.986 Derkezin, Divinde yer alan Dun, Nihavend’deki Dune (Hemedan’da da aynı Kazvinî de Hulvanla ilgili olarak Ebü’l-Fidâ, Kalkaşendî, Bağdadî ve Himyerî’y- isimli bir köy bulunmaktadır), Bicanin ve Azyuhan, Kum ile İsfahan arasında le benzer şeyler söyler ve Hemedan ile Bağdat arasında bir yerde bulunduğunu yer alan Mehabad köyleridir. Bunlardan başka birçok köyün ismi de geçmek- belirtir ve kendi döneminde şehrin harabeye dönüştmüş olduğunu ifade eder. tedir.992 Ayrıca şehrin etrafında insanların tıbbi tedavi için kullandığı kükürt kaynakla- Son tahlilde, Arap coğrafya literatüründe Cibal bölgesiyle ilgili zengin rı bulunduğunu ekler.987 Hulvan’ın Irak’taki diğer şehirlerle ticarî ilişkilerinden bilgiler bulunmakta burada yaşayan Kürtlerle ilgili de önemli bilgiler söz eden el-Umerî Irak’tan Hulvan’a zeytinyağı getirildiğini, buna karşılık on- verilmektedir. Ebü’l-Fidâ çizelgeler hazırlayarak yerleşim yerlerini sınıflandır- ların da Hulvan’dan ihtiyaç duydukları şeyleri aldıklarını anlatır.988 mış ve aralarındaki mesafeleri vermiştir.993 Coğrafyacılar Cibal bölgesindeki şehirlere ek olarak onlarca köy ve kasa- badan söz etmiştir. Burada bahse konu köy, belde ve kasabalardan da kısaca 3.2.2. Ermenistan, Azerbaycan ve Ran’daki Yerleşim Merkezleri bahsedilecektir. Coğrafyacıların bahsettiği yerleşim birimlerden biri Tel Hef- Kürtlerin bu bölgelerde köy, kasaba ve şehirler başta olmak üzere farklı tun’dur. Bağdadî buranın Cibal bölgesinin ortasında yer aldığını söyler ve yerleşim yerlerinde, değişen yoğunlukta bir nüfusa ve etkiye sahip olmuşlar- Erbil ile Azerbaycan arasında ticaret kervanlarının konak yerlerinden biri ol- dır. Yerleşik hayat sürenler dışında ovaları ile yaylalar arasında hareket eden duğundan söz eder. Evleri yüksek bir tepenin üzerinde inşa edilmiş beldenin bu haliyle kaleyi andırdığını yazar. Yakut el-Hamevî de burayı defalarca ziya- göçebe Kürt kabileleri de bulunmaktadır. Bunlar daha çok Ermenistan ve ret etmiş, ahalisinin Kürt olduğunu söylemiştir.989 Ebü’l-Fidâ da köylerin bir Azerbaycan’ın güney batısında ve Azerbaycan’dan Aras Nehri ile ayrılan Ran kısmından söz etmiş özellikle İsfahan’a bağlı
— İSLAMÎ DÖNEM COĞRAFYA VE SEYAHAT KİTAPLARI
KÜRT TARİHİNİN KAYNAKLARI İSLAMÎ DÖNEM COĞRAFYA VE SEYAHAT KİTAPLARI davranış tarzlarında asalet kodlarını önemsediklerini söyledikleri bu zumun balçıktan yapıldığını ve çok sayıda saray bulunduğunu söylemektedir.609 Ayrıca yöneticilerinin Abbâsî Hilafetine bağlı yöneticilerden olup Hilafet divanı ta- soğuk bir iklime sahip olduğunu bu nedenle de meyve ve baklagil yetişmeyip rafından “Mubarizuddin” lakabıyla taltif edilip gerçek adının Kenek olduğunu sadece tahıl üretildiğini yazmaktadır. 610 Burası ayrıca İbn Hardazibeh’in Kuv- yazmıştır. Bununla birlikte El-Umerî, Mazencanlıları Fars bölgesinde değil Er- rd şeklinde yer verdiği Kurd şehri de olma ihtimali bulunmaktadır.611 İstahrî bil’de göstermiştir ya da buraya dayndırmıştır. Bu konuda Kalkaşendî de aynı de buradan söz etmiştir.612 Yazılanlar, büyük ve mamur bir şehir olan Kurd’un şeyi yazmıştır.601 Mazencanların neden Fars bölgesinde yer almayan Erbil’e da- bölgede yaşanan savaşlar nedeniyle sonradan küçük bir beldeye dönüştüğünü yandırıldığı konusunda kaynaklarda bir açıklama bulunmamaktadır. Bunun- düşündürmektedir. la birlikte Kalkaşendî ve el-Umerî Moğolların onlarla çatışmaktan kaçındığı el-Umerî bu bölgede bulunan Şenkare Mîrliğinden söz edip Lorlarla kı- için Mubarizuddin Kenek’e Erbil ve çevresini, Cezîre Bölgesi’nin bir kısmı da yaslamış ve halkının dinine bağlı, yöneticilerine itaat eden yetenekli ve cesur dahil olmak üzere Akarşuş bölgelerinin tamamını ikta olarak verdiklerini yaz- insanlardan meydana geldiğinin söyleyip genel olarak Lorlar’dan daha iyi du- mışlardır.602 El-Umerî Tatarlar’ın tam üstünlük sağlayamadıkları Cibal bölgesi rumda olduklarını yazmıştır.613 Kaynaklarda Şenkare ya da Şinkare isminin, ahalisine onları kazanmak amacıyla vergi muafiyeti gibi belli imtiyazlar Şebinkare, Şebankare, ya da Şivankare isminden gelmiş olabileceği yazmak- sağladıklarından ve Mubarizuddin Kenek’in kendisine imtiyaz tanınan yöne- ta “şivan” isminin at ve sürü hayvanı yetiştiriciliği yapmalarından ileri gelmiş ticilerden biri olduğunu yazar.603 El-Umerî ve Kalkaşendî’nin eserlerinde Ma- olabileceği belirtilmektedir. Kaynaklar, İslam’ın ilk dönemlerinden itibaren zencanlılar ve onların çevre güçleriyle ilişkisine dair ayrıntılı bilgiler yer al- bölgede yer
— İSLAMÎ DÖNEM COĞRAFYA VE SEYAHAT KİTAPLARI
tasnif eden yerlerdeki ahalinin tümünün Kürt olduğunu belirtir.972 Bağdadî, Erbil’in bü- yük bir şehir olduğunu belirtir, kalesinden ve kalenin etrafındaki hendekten 973 el-Bağdâdî, Merâṣidü’l-eṭ-Ṭilâʿ..., c.1, s.51. 974 Ebü’l-Fidâ, Taḳvîmu’l-Buldân, s.413. 975 el-Kazvinî, Âs̱arü’l-Bilâd ve Aḫbârü’l-ʿİbad, s.398. 964 el-Kalkaşendî, Ṣubḥu’l-Âʿşâ…, c.4, s.366. 976 Ebü’l-Fidâ, Taḳvîmu’l-Buldân, s.413. 965 el-Kazvinî, Âs̱arü’l-Bilâd ve Aḫbârü’l-ʿİbad, s.398. 977 el-Kalkaşendî, Ṣubḥu’l-Âʿşâ…, c.4, s.366. 966 İbnu’l-Verdi, Ḫaridetü’l-ʿAcâib ve Feridetü’l-Ġerâib, s.379. 978 el-Kazvinî, Âs̱arü’l-Bilâd ve Aḫbârü’l-ʿİbad, s.290. 967 el-Himyerî, er-Ravżü’l Miʿṭâr fî Ḫaberi’l-Âḳṭâr, s.350-351. 979 Söz konusu görüş ayrılıkları ile ilgili olarak bkz. el-Kalkaşendî, Ṣubḥu’l-Âʿşâ…, c.4, s.335-336. el-Himyerî, er- 968 el-Mağribî, Kîtâbü’l-Cuğrafya, s.158. Ravżü’l Miʿṭâr fî Ḫaberi’l-Âḳṭâr, s.195. 969 Ebü’l-Fidâ, Taḳvîmu’l-Buldân, s.413. 980 Ebü’l-Fidâ, Taḳvîmu’l-Buldân, s.306. el-Bağdâdî, Merâṣidü’l-eṭ-Ṭilâʿ..., c.1, s.418. ed-DımaşkîDımaşkî, Nüḫbe- 970 el-Kazvinî, Âs̱arü’l-Bilâd ve Aḫbârü’l-ʿİbad, s.398. tü’d-Dehr..., s.184. 971 el-Himyerî, er-Ravżü’l Miʿṭâr fî Ḫaberi’l-Âḳṭâr, s.26. 981 ed-DımaşkîDımaşkî, Nüḫbetü’d-Dehr..., s.184. 972 el-Hamevî, Muʿcemu’l-Buldân, c.1, s.138. 982 Ebü’l-Fidâ, Taḳvîmu’l-Buldân, s.306. el-Bağdâdî, Merâṣidü’l-eṭ-Ṭilâʿ..., c.1, s.418. 182 183 — —
— İSLAMÎ DÖNEM COĞRAFYA VE SEYAHAT KİTAPLARI
KÜRT TARİHİNİN KAYNAKLARI İSLAMÎ DÖNEM COĞRAFYA VE SEYAHAT KİTAPLARI coğrafyacılar şehirleri büyüklüklerine göre sınıflandırmışlardır.866 3.2.1.3. Suhreverd Kazvinî ve Bağdadî Suhreverd’in Zencan yakınlarında küçük bir belde oldu- 3.2.1.1. Ebher ğunu söylemiştir.878 Himyerî ise Zencan ile Hemedan arasında bir belde olarak Hem Kalkaşendî hem de Himyerî, Ebher’in Cibal bölgesine bağlı bir yer söz eder.879 Bu tanımlar, Suhreverd’in önceden küçük bir yerleşim yeri olduğu- olduğunu açıklamış, şehrin Kazvin ile Zencan arasında yer aldığını belirlemiş- na işaret etmektedir. Ebü’l-Fidâ buranın özellik olarak Şehrezor’a benzeyen bir tir.867 Ebü’l-Fidâ da şehrin konumunu bu şekilde belirlemiştir.868 Bağdadî ise şehir olduğunu ve İbn Havkal’dan naklen Suhreverd’in yüzölçümü, bereketi ve konumunu Kazvin, Zencan ve Hemedan arasında belirlemiş, aynı zamanda mahsulleriyle Şehrezor’dan pek farklı olmadığını yazmış, korunaklı ve sağlam Evher ismiyle de bilindiğini belirtmiştir.869 Kazvinî, Ebher şehrini gayet güzel bir surla çevrili olduğunu belirtmiştir.880 Kalkaşendî de İbn Havkal’den naklen ve temiz ve havası hoş bir şehir olarak tanımlamış, şehrin zengin su kaynakla- Suhreverd ahalisinin çoğunluğunun Kürtlerden oluştuğunu belirtmiştir.881 rına sahip olup içinde üzüm, ceviz ve ayva olmak üzere meyve ağaçlarının bu- lunduğu, ahaliye ait çok sayıda geniş bahçe (hatta gördüğü en geniş bahçeler) 3.2.1.4. Hemedan olduğunu yazmıştır. Kazvinî ayrıca su ile çalışan değirmenlerinden söz etmiş İbn Fadlullah el-Umerî ve Kalkaşendî Cibal bölgesinde yer alan ve bir süre ahalisinin iyi huylu ve edepli insanlar olduğunu belirtmiştir. Kendisi, şehrin Hasneveyh Mîrliğinin yönetimi altına girmiş olan Hemedan hakkında bilgiler âlimlere ve faziletli insanlara da evsahipliği yaptığını belirtip şeyhlerden ve vermişlerdir. Kervanlar ve Hac yolu üzerinde bulunmasından dolayı önemli onlara dair anlatılan menkıbelerden de söz etmiştir.870 İbn Havkal Ebheri Kürt- bir ticari konuma sahip olduğunu Hemedan Dağları ahalisinin Kürt olduğunu lerin yerleşik olduğu ve şehrin iktisadî, siyasî ve toplumsal hayatına önemli belirtmişlerdir.882 Şehirden Hemedanî
— İSLAMÎ DÖNEM COĞRAFYA VE SEYAHAT KİTAPLARI
geçtiğini ve Huzistan’da Kürt İbn Havkal, Hille’yi Fırat Nehri’nin doğu yakasında yer alan büyük bir şehir kabileleri gördüğünü yazmıştır. Körfez kıyılarında küçük bir kasaba olan Ma- olarak nitelemiştir. Ona göre şehirde çok sayıda camii, medrese ve benzeri yapı cul’a gittiğini ve orada kaldıktan sonra satın aldığı binitle yola çıkarak Ramiz’e ile güzel çarşı pazarlar ve usta zanaatkârlar bulunmaktadır. Ahalinin iktisadî, geçtiğini ve burada yaşayan Kürtlerin Arap kökenli olduğunu belirtmiştir. toplumsal ve dinî hayatından da söz ederek özel günlerde şehre özgü kutlama Kürtler ile Araplar arasında o bölgelerde benzeşen özelliklerden dolayı böy- ortamlarını anlatmıştır. le bir yorumda bulunmuş olabilir. Ramiz’de kaldıktan sonra oradan Huzistan İbn Havkal Hille’de biri Kürtler diğeri de Ehlu’l Camiîn olarak adlandırılan şehirlerinden biri olan Tuster şehrine geçmiştir. Burada gezinirken geniş bir iki topluluk yaşadığını, birbirleriyle hiç anlaşamayıp savaşa her an hazır, sü- ovadan geçtiğini, orada birçok Kürt köyü bulunduğunu anlatarak bunların ik- rekli çatışma halinde olduklarını anlatır.660 Araştırmacılar Hille’de yaşayan bu tisadî, toplumsal ve dinî durumu hakkında bilgi vermiştir.655 Kürtlerin Kürt Cavan kabilesinden olduğunu ve h. 5. yüzyıl sonları/ m. 12. yüz- yıl başlarında kuruluşundan beri bu şehirde yaşadıklarını, sonraki dönemler- de de burada yaşamaya devam ettiklerini, dolayısıyla bölgede yaşanan birçok 2.2.8. Irak Bölgesinde Kürtler tarihi olayda belirgin bir rol oynadığını düşünmektedir.661 Irak, İslam dünyasının önemli merkezlerinden biri olarak kabul edilmek- tedir. Bir yandan Abbâsîdevletinin başkenti Bağdat’a ev sahipliği yaparak si- 2.2.9. Suriye/Bilad-ı Şam’da Kürtler yasi ve idari bir merkez öte yandan farklı ilim dallarında çalışan alimlere ev Asya ile Avrupa ve İslam dünyasının doğusu ile batısı arasında köprü ko- sahipliği yapan önemli bir ilim merkezi olmuştur. Coğrafyacıların tanımıyla numunda bulunan Suriye, eski zamanlardan beri büyük bir stratejik öneme burası hem Kürt diyarlarına bitişiktir hem de kendi
— OSMANLI MATBUATI VE SÜRELİ YAYINLAR
KÜRT TARİHİNİN KAYNAKLARI Bağdat: Vilayetin nüfusu 800.000 kişi olup büyük kısmı Arap ve ka- lanları da Kürt ve Türklerdir. Ayrıca gayrimüslimler de mevcuttur.232 Belucistan: İran ve Hindistan arasındaki büyük bir memlekettir. Ahalisi 2.700.000’e yakındır. Nüfusun büyük kısmı Beluclardır. Bunla- rın dışında Berahevi, Numri, Dehvar ve Kürt milletleri vardır. Kürtler batı tarafında Mikran ile Kirman hududundaki Kuhistan’da bulunu- yorlar. Bu kavimlerin tamamı Sünni’dir.233 İdris-i Bitlisi: Kürt ümera ve müverrihlerindendir. Şah İsmail-i Safe- vi’den kaçarak Osmanlı Devleti’ne iltica etmiştir. Sultan II. Bayezid’in kabul ve ülfetine mazhar olmuştur. Bu padişah adına Heşt Behişt isimli güzel bir Osmanlı tarihi yazmıştır. Sultan Selim Han zamanında Kür- distan’a gönderilerek Diyarbekir ve Musul ve Kürdistan’ın Osmanlı ida- resine geçmesinde hizmet etmiştir. Böylece sultan tarafından pek çok övgü ve ikrama nail olmuştur. 921 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.234 Cezire: Bu isim Şam ile Irak ve Kürdistan arasında geniş bir böl- ge için kullanılır. Eski Yunan coğrafyacıları iki nehir arası manasıyla Mezopotamya demişlerdir. Ahalisinden Araplar ve Kürtler arazilerin bir kısmını mera olarak kullanır. Tarım yapanların neredeyse tamamı Araplar olup aşiret hayatı yaşayanlarsa yine Araplar ile Kürt ve Türk- menlerdir. Kuzey kısmının dağlık alanlarında Kürt ve Türkmen aşiret- leri dolaşır. Bunların başlıcaları Mili, Cuburi, Kili ve Dekorilerdir. Kürt ve Türkmen aşiretleri kendi lisanlarıyla konuşuyorlarsa da Arapçaya da aşinadırlar.235 Celali: Erzurum Vilayetinin Bayezid Sancağında bir Türkmen aşi- retidir.236 Colemerg: Van Vilayetinin Hakkâri Sancağına bağlı kasabadır.237 Cibranlı: Bitlis Vilayetinin Muş Sancağında bir Türkmen aşireti- dir.238 Hısn’ül-Ekrad: Beyrut Vilayetinin Trablusşam Sancağına bağlı bir kazadır. Haçlı olayları zamanında muhafazası için bazı Kürtler buraya yerleştirilmiştir. Bu yüzden bu isimle anılmaktadır. Daha sonra Kürtler kaleyi tahliye ettiğinden kale Haçlıların eline geçmiştir.239 232 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 2, s. 1326. 233 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 2, s. 1351-1352. 234 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 2, s. 811. 235 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 3, Mihran Matbaası, İstanbul, 1308 (1891), s. 1803-1804. 236 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 3, s. 1828. 237 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 3, s. 1852. 238 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 3, s. 1860. 239 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 3, s. 1926. 106 —
— OSMANLI MATBUATI VE SÜRELİ YAYINLAR
KÜRT TARİHİNİN KAYNAKLARI distan’ın kuzey tarafında Van ve Bitlis Vilayetlerinde bulunur.214 Aşida: Aşide olarak da bilinir. Musul civarındaki Cebel-i Tur’da yer alan büyük bir Kürt aşireti olduğunu seyyahlar zikreder. Bu aşiret on yedi kabileye ayrılmaktadır.215 Adana (Vilayeti): Anadolu kıtasındaki vilayetlerden biridir. Cebel-i Bereket’in doğu taraflarında Kürt aşiretleri bulunur.216 Akçadağ: Mamüretülaziz Vilayetinin Malatya Sancağında kaza mer- kezidir. Zeynanlı isimli Kürt aşireti bu kazanın dağlarında meskûndur. Ahalisi yaklaşık 20.000 kişi olup bunun 400’ü Ermeni ve kalanı Müslü- man ve bunların da çoğu da Kürt’tür.217 Aksu: Halep Vilayetinin Maraş Sancağında bir nehirdir. Mamüretü- laziz’in Behisni kazasının kuzeyinden doğar Kürt Dağı’nın kuzey etek- lerine kadar ulaşır, Maraş’tan geçer ve nihai olarak Ceyhan Nehrine dökülür.218 Albak: Hakkâri Sancağının kazasıdır. Ertuş ve Şekak aşiretleri bu kazaya bağlıdır. İslam ahalisi Kürt ve Hristiyanları da Ermeni’dir.219 Altınköprü: Musul Vilayetine bağlı Şehr-i Zor Sancağının bir nahi- yesidir. Şehirde genellikle Türkçe konuşulur. Arapça ve Kürtçe de kul- lanılır.220 İbrahim Paşa (Kürt): Sultan II. Mustafa devri devlet adamlarından- dır. Maraş Beylerbeyliği ve Diyarbekir Valiliği yapmıştır.221 Erbil: Musul Vilayetine bağlı Şehr-i Zor Sancağının bir kazasıdır. Kaza merkezinin yaklaşık 6.000 kişilik nüfusu olup bunların büyük kısmı Türk ve diğerleri Kürt’tür. Kazanın toplam nüfusu ise 16.289 kişi olup bunun 3.600’ü Hristiyan kalanların tamamı Müslümandır. Kaza ahalisinin çoğu Kürt olup sadece 3.400’ü konargöçerdir.222 Erzurum (Vilayeti): Hz. Ömer zamanında burası fethedildikten son- ra Ermeni nüfusu azalmaya başlamış. Abbasi, Selçuklu ve Akkoyunlu zamanlarında birçok Türk ve Türkmen aşiretleri buraya yerleşmiş ve Kürtler de güneyden kuzeye doğru yayılmışlardır. Ahalinin beşte dör- dü Türk, Türkmen ve Kürt olarak İslam, kalanları da Ermeni, Nesturi ve sair gayrimüslim kavimlerdir.223 214 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 1, s. 203. 215 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 1, s. 211. 216 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 1, s. 219. 217 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 1, s. 226-227. 218 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 1, s. 267. 219 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 1, s. 287. 220 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 1, s. 307. 221 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 1, s. 562. 222 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 2, Mihran Matbaası, İstanbul, 1306 (1889), s. 821. 223 Şemseddin Sami, Kamusü’l-Âlâm, Cilt 2, s. 832. 104 —
Эта статья составлена из вопросов к нашему архиву, проверена и одобрена учёным-экспертом. Все сведения снабжены ссылками на том и страницу.