KesPispor Pejirandiye
Müneccimbaşı
Müneccimbaşı (Ahmed Dede Efendi), 17. yüzyılda yaşamış Osmanlı âlimi ve tarihçisidir. Adını, Osmanlı sarayında uzun yıllar yürüttüğü müneccimbaşılık görevinden alır ve asıl şöhretini Arapça kaleme aldığı umumî tarih Câmiü’d-düvel ile kazanmıştır.
İlim ve tahsil hayatına Selanik Mevlevîhane’sinde başlayan Müneccimbaşı, ardından İstanbul’a giderek İslâmî ilimlerin yanı sıra tıp ve tabiî ilimlerde tahsil görmüştür. İstanbul’a genç yaşlarda gelen müellif 1668 yılında müneccimbaşı olmuş ve uzun yıllar bu görevi sürdürmüştür (Cilt 1, s. 103; Cilt 4, s. 49). IV. Mehmed Han’a yakınlığıyla bilinen Ahmed Dede Efendi, padişahın tahttan indirilmesinin ardından Mısır ve Hicaz’a gitmiş, Mekke’de Mevlevî şeyhi olmuş ve 1702 yılında orada vefat etmiştir (Cilt 4, s. 49).
Müneccimbaşılık görevinin yanı sıra çeşitli alanlarda eserler de kaleme alan müellif, asıl şöhretini Câmi‘ü’d-düvel adlı Arapça umumî tarihiyle kazanmıştır. Kara Mustafa Paşa’nın emriyle yazılan ve Câmiü’d-düvel, Sahâif’ül-Ahbâr fî Vekayi’ül-A‘sâr ve Tarih-i Müneccimbaşı adlarıyla bilinen bu eser, yaratılıştan başlayıp 1081/1670 yılına kadar gelen olayları kapsar; eserin son kısmı Osmanlı tarihine ayrılmıştır (Cilt 1, s. 103; Cilt 4, s. 49). Mukaddimesinde yetmiş iki kaynaktan istifade edilerek yazıldığı belirtilen eserde, hicretten itibaren devletlerin tarihi müstakil başlıklar hâlinde ele alınmıştır (Cilt 1, s. 103).
Eserin Kürt tarihine ilişkin değeri, diğer kroniklerde de yer alan birtakım bilgileri aktarmasından gelir. Müneccimbaşı, I. Bayezid tarafından Divriği’nin Kürtlerden alınmasından; I. Selim döneminde yaşayan İdris-i Bitlisi’nin Kürt vilayetlerinin Osmanlı’ya bağlanması konusundaki yararlılıklarından; ve Kürt beylerinin Osmanlı’ya bağlanarak I. Selim tarafından verilen ihsanlardan bahseder (Cilt 4, s. 49).
Câmiü’d-düvel’de devletler müstakil başlıklar hâlinde işlendiğinden Şeddâdîler için de ayrı bir başlık ayrılmıştır. Eser, Şeddâdîlerin hüküm sürdüğü döneme göre oldukça geç bir tarihte yazılmış olmasına rağmen bu hanedanın tarihi için en önemli kaynaklardan biri sayılır (Cilt 1, s. 103). Bunun başlıca sebebi, müellifin bugün kayıp olan Târîhu Bâbi’l-Ebvâb ve Şirvan ve Arrân adlı eserin bir kısmını nakletmiş olmasıdır. Bu kaynağın yalnızca “Bâbü’l-Ebvâb, Şirvân, Arrân ve Azerbaycan meliklerinin durumlarını beyan eden” kısmı Müneccimbaşı’nın nakli sayesinde günümüze ulaşmıştır (Cilt 1, s. 105).
Söz konusu nakil, Şeddâdîler Devleti tarihine dair derli toplu bilgi veren tek kaynak olma özelliği taşır. Müneccimbaşı’nın aktarımları bağlamında Şeddâdîlerin Gence kolunun anlatıldığı Târîhu Bâbi’l-Ebvâb’da hanedanın soyuna açıklık getirilmekte; Muhammed b. Şeddâd’ın Dvin’e yerleşmesinden (340/951) 468/1075-1076’da Selçuklu Emîri Savtegin’in Gence’yi ele geçirmesine kadarki hadiseler kronolojik olarak anlatılmaktadır. Bu kısım, özellikle Şeddâdîlerin tarih sahnesine çıkışları ile Gence Şeddâdîlerinin sonuna dair başka hiçbir kaynakta yer almayan özgün bilgiler içermektedir (Cilt 1, s. 105).
Çavkanî
Kürt Tarihinin Kaynakları, Cild 1: ANTİKÇAĞ VE İSLAMÎ DÖNEM KAYNAKLARI (2023)
Nivîskar: Muhammet Yücel, Abdurrahman Acar, Nevzat Keleş, Hakan Can, Yusuf Baluken, Bedrettin Basuğuy
Kürt Tarihinin Kaynakları, Cild 4: OSMANLI MATBUATI VE SÜRELİ YAYINLAR (2022)
Nivîskar: Yasemin Aygün, Şeyhmus Bingül, Maşallah Bingöl
Rûpel: 49
Çavkanî ji rêzeya “Kürt Tarihinin Kaynakları” hatine girtin. Edîtorên rêzeyê: Nurettin Beltekin, Serdar Şengül, Ercan Çağlayan.
Maddeyên têkildar
Ev gotar ji pirsên ji arşîva me hatine kirin hatiye berhevkirin û ji aliyê akademîsyenekî pispor ve hatiye pejirandin. Hemû agahî bi cild û rûpelê çavkanîkirî ne.